Bu Denge Nasıl Sağlanır

Dünya biraz incelediğinde görülür ki çift üzere kuruludur. Kastettiğim şey cinsiyet değil, zıtlık meselesi. Hani Said Nursi der ya her şey zıddıyla bilinir, sıcaklığın değerini soğuklukla anlarız diye, işte onu diyorum.

Zıtlıkların olduğu yerde ortaya çözülmesi zor bir problem çıkar: Denge. İki zıt arasında dengeyi sağlayamazsanız başarılı olamazsınız. En basitinden uygun bir sıcaklık sağlayamazsanız ya kendinizi yakarsınız ya da donarsınız. (Bir de klimayı hep on sekizde çalıştırıp hastalanmayanlar var, onları tıp daha çözmüş değil.)

Müslümanın bu problem çerçevesinde sağlamaya çalışması gereken dengelerden biri "dünya-ahiret" dengesidir. Kur'an'da "ahireti verip dünya hayatını satın alanlar" yerilir. (2/86) Buna karşılık Müslümanın dünya hayatından vazgeçmesi de tavsiye edilmez. Aksine hem dünyada hem ahirette iyilik istenmesi tavsiye edilir. (2/201)

Kimi insanlar hala Müslümanın mal sahibi olmaması gerektiğini düşünseler de bu doğru olamaz. Bir şeyler üretebilmek için tok bir karın şarttır. İslam pasiflik dini olmadığına göre Müslümanın üretmesi gerekir. Daha birçok neden olmasına rağmen bu bile başlı başına yeterlidir ki zaten anlatmak istediğim de bu değil.

Denge demiştim ya, işte benim üzerinde durmak istediğim bu dengenin nasıl sağlanacağı? Gerçekten biz bu dengeyi nasıl sağlayacağız? Dünyanın peşinde koşmamamız gerekiyor ama aynı zamanda kazanmamız da gerekiyor. Koşmadan kazanamıyoruz, koşunca da dünyanın (çok afedersiniz ama) köpeği oluyoruz. Sahi biz ne yapacağız?

Fakirken, beş parasızken çok samimi olabiliyoruz fakat o zamanlarda bir işe yaramıyoruz. Hatta toplumun başına bela oluyoruz. Sivil toplum kuruluşları bize yardım paketleri yetiştirmekle uğraşıyor. Biraz paramız olsa ihlasımız dönüşü olmayan gidiş bileti alıyor. O parayla bazı işler yapabiliyoruz ama itiraf etmek gerekirse yaptıklarımızın çoğunu Allah için yapmıyoruz. Nam, reklam, mecburiyet vs...

Bu kısacık hayatımda evinde et bulamadığı halde, misafirlikte, ortada kalan eti arkadaşım yesin diye yemeyenleri de gördüm; buz dolabı marketi andırıp da dağıtılan tepside elini uzatıp arkadan en dolu bardağı alanı da.

Eee, nasıl sağlayacağız bu dengeyi? Nasıl hem zengin, hem muhlis, hem fedakar, hem kardeşliğin değerini bilen insanlar yetiştireceğiz? İnsanlara nasıl "mal kazanılmalı ama ona tapılmamalı" diyeceğiz? Var mı bilen? Biliyorsanız Allah rızası için anlatın da biz de kalkınalım.

Yorumlar

  1. Bilmiyorum....Pek bilen çıkacağınıda zannetmiyorum...Düşündürücü bir yazı olmuş hakikatten,ama sadece düşünürüz işte her zaman yaptığımız gibi,uygularmıyız onu bilmiyorum,biz yine bu karmaşanın içind edüşünmeye çalışıyoruz,ya hiç düşün/e(m)e/yenlere ne demeli....

    Buna karşılık Müslümanın dünya hayatından vazgeçmesi de tavsiye edilmez. Aksine hem dünyada hem ahirette iyilik istenmesi tavsiye edilir. (2/201) bu duayı seviyorum,
    Allah'ım bizlere hem bu dünyada iyilik güzellik,hemde ahirette iyilik güzellik versin inşallah...O'nun merhameti olmazsa bizler yanmış mahvolmuşuz....Hiç kimse kurtuluşa erince demesin ki bu benim ibadetlerim sayesindedir,o kurtuluş Rabbimizin merhameti sayesinde olacaktır...

    Hoş kal,selamlar olsun...

    YanıtlaSil
  2. Amin, aleyküm selam, sen de :)

    YanıtlaSil
  3. Yüreğin, elin, kalemin dert görmesin kardeşim; gerçekten güzel olmuş! (Bu arada yanlış oldu;kalemin değil,klavyen)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı

Öğretme(n)