Ana içeriğe atla

Xubuntu Clementine Multimedia Tuşları

Olur da Xubuntu kurarsanız ve onun üzerine ikinci bir hata olarak oldu da oynatıcı olarak Clementine kullanmak isterseniz bir sorunla karşılaşacaksınız. Multimedia tuşlarınız Clementin'i durduramayacak, bir sonraki parçaya geçemeyeceksiniz. Fakat baktım da bu işin çözümü çok kolaymış.

Öncelikle Menü > Ayarlar yolundan Klavyeyi açıyoruz. Açılan pencerede Uygulama Kısayolları sekmesine geçiyoruz. Sol altta Ekle butonuna tıklıyoruz, açılan küçük pencereye komut yazacağız.

Komutlarımız çok basit,
önce clementine yazacağız, bir boşluktan sonra iki orta tire bırakıp, boşluk bırakmadan komutlarımızı yazacağız. Sonraki parça için next, önceki için previous, durdurmak için stop, çalıp duraklatmak için de play-pause. Her komut için ayrı ayrı ekle diyeceğiz.


Tamam'a (gördüğünüz resimde OK'a) bastığımızda buna benzer başka bir pencere açılacak. Burada yapmamız gereken bundan çok daha basit. Sadece hangi tuşu neye ayarlamak istiyorsak ona basacağız. Örneğin play-pause komutu için klavyemizde ya da bilgisayarımızdaki multimedia tuşlarından oynatma-duraklatma tuşuna basacağız. 

Tüm komutları ekledikten sonra Klavye penceresinin Uygulama Kısayolları sekmesinde şöyle olacak: (En üstteki dört satır)



Hepsi bu kadar. Komutları sıralı olarak tekrar yazıp başınızı daha fazla ağrıtmadan çekileyim: 

Oynatma-Duraklatma: clementine --play-pause
Durdurma: clementine --stop
Sonraki Parça: clementine --next
Önceki Parça: clementine --previous


Yorumlar

  1. Ha,ne dedin çok pardon :)Ben bu yazıdan hiç bişey anlamadım,ama bak "adam" gibi anlamadım diyebiliyorum :)
    Bu işlerden oğluşlar ve eşim anlar,ben sadece kullandığım kadar kullanıyorum işte,bloglarımı idare etcek kadar,umarım anlayanların işine yarıyacak bişeydir....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım öyledir :)

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.