Ana içeriğe atla

Hepimiz Bir Kapıda Paspasız


Kapitalizme inat hazırlanmış sözsüz kısa bir film, bu yüzden ben de tek kelime etmeyeceğim.

Yorumlar

  1. Adam insanları paspas olarak kullandı ,sonunda kendi de paspas oldu.Film hakkındaki düşüncelerinizi lütven yazarmısınız? kardeşim yusuf.:)Hayırlı akşamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes başkalarını paspas olarak kullanıyor ama aslında herkes bir başkasının da paspası gibi bir şey anladım ben filmden. Size de hayırlı akşamlar :)

      Sil
  2. Teşekkür ederim düşünceni yazdığın için yusuf kardeşim.Tamamı değil bu:)yine seyrettim çok güldüm,aile adınada mahcup oldum güldüğüme,bunun benzeri çok insan vardır muhakkak,olmasa film olmazdı.Allah korusun böylelerinden.Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben tesekkur ederim. Daim gulersiniz insallah. Siz de Allah'a emanet olun :-)

      Sil
  3. Takdir edilesi bir çalışma. İşte biz insanlar hakikaten böyleyiz. Üzerimizde o kadar çok insanın hakkı var ki elimize geçen her kuruşun içinde sadece bir pay kendimize ait. Ama bilmiyoruz ve şükretmiyoruz. Öyle kırkta bir falan değil kalanın tamamı başkalarının hakkı. Ama insanların çoğu bunu bilmezler. Yığarlar da yığarlar. Allah'a inandıklarını söylerler ama ona güvenmezler. Ben kazandığımın çoğunu başkasına verirsem bana ne kalır ki derler. Oysa hesaplar ortada; dünyanın en zengin adamının parasının hemen hemen yarısı ile Afrika'nın tamamının açlık sorunu çözülebiliyor. Türkiye'nin onbeş yirmi zengini paylaşmayı bilse ülkede fakir kalmıyor. Dünyanın rızkı dünyaya fazla bile geliyor ama Allah'a ödünç veren (mülkünü malını paylaşan) yok maalesef... Yığıyor da yığıyorlar paspas ettikleri insanların paylarını...

    YanıtlaSil
  4. Bunun olması kaçınılmaz ki. Yoksa şöyle olurdu:
    "Sen ağa ben ağa. Bu ineği kim sağa."

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …