Ana içeriğe atla

Mutluluğu Yeteneğinde Ara

"Yaşamınızda sizi en mutlu eden aktiviteye odaklanın. Kendi gerçek zirvenize giden rotayı o aktivite belirleyecek."

Öyle sanıyorum ki her insana doğuştan verilmiş bir ya da birkaç yetenek vardır. İnsan, eğer kendisine gerekli ortam hazırlanırsa bu yeteneğini keşfedebilir ve bu alanda çok iyi yerlere gelebilir. Fakat hemen hemen hiç kimse istediği alana yönelemiyor. İnsanlar daha çok ailenin ve çevrenin dayattığı işlerle meşgul oluyorlar.

Aile fakir oldu mu çocuklarının eve ekmek getirmesini ister. Çocuk burada ailenin günahının cezasını çeker ve belki de ömür boyu sevmediği bir işte çalışır. Bundan kötüsü de babanın hayatı boyunca yapamadıklarının ya da başkaları karşısında yaşadığı ezikliklerin intikamını çocuğunun üzerinden almasıdır. Ömür boyu koltuk sahiplerinin karşısında el pençe divan durmuş babanın, çocuğunun bir koltuk sahibi olması için ona olmadık baskılar yapması, bu dediğimize iyi bir örnektir.

Bunlar anlatılmakla bitmez. Zaten anlatan da çok ve hepsi de benden daha iyi anlatıyor. Hatta bu konuda yapılmış şahane filmler de var. İşte ben de kendime göre bunlardan farklı bir şeyler söyleyeceğim dedim. Alıntı cümlemize dönersek "sizi mutlu eden aktivite" kısmına takılmak görüşündeyim. Bir de burada biraz daha küçük düşüneceğim.

İnsanın gerçek anlamda başarılı olması için mutlu olacağı şeye yönelmesi lazım. Peki bu mutlu olduğu şey inancına, ailesine veya konumuna ters düşüyorsa ne yapacak? Küçük düşüneceğim dediğim yer tam olarak burası: Ters düşülecek şeylere ters düşmeden yapabilecekleri arasından mutlu olabileceği şeyi seçecek.

Türkiye'de yaşayan bir öğrenciyi örnek verelim. Bu kişi üniversiteye kadar da kendi seçimini yapamaz. Sınava girdiğinde seçtiği üniversite aslında yetenekli olduğu veya sevdiği alan değil, gelecekte boşta kalmayacağını umduğu ya da mecburiyetten kazandığı bir alandır. Öğrenci bu bölümü okur ve mezun olur. Sevmediği alanı okuyan öğrenci aslında hayatta başarılı olmayı hak etmiyordur ve genelde olamaz da. Öğretmen olur, memur olur veya her neyse. Ne o mutlu olur ne de onunla etkileşime girenler.

Peki çare nedir? Bu öğrencinin başka alternatifi yok muydu? Elbette vardı. Eğer öğrenci okuduğu zaman içinde azıcık düşünürse görecektir ki okudukları arasında bazı şeyler onun daha fazla ilgisini çekiyor, bazılarıysa ona hep sıkıcı geliyor. Öğrencimiz kendini mutlu eden, ilgisini çeken şeylere yönelse, bu alanda uzmanlaşmaya çalışsa ömür boyu hem kendini hem de kendisinden faydalananları mutlu edebilir.

Keşke bunlara gerek kalmasa. Keşke toplumumuz bilinçlense de çocuklarımızın en başından yeteneklerini ortaya koymalarına izin verilse. Keşke bu kadar çok gelecek kaygımız olmasa. Belki o zaman her iş ehline teslim edilirdi de herkes yapılan işten memnun olurdu. İşte o zaman belki toplumun hissettiği şey mutluluk olurdu.


Yorumlar

  1. Ah keşke,kardeşim yusuf yazdıklarınız dua olup gerçekleşir inşallah.Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah, siz de Allah'a emanet olun :)

      Sil
  2. Keşke dediğin gibi olsaydı...
    Ya da o bitirdiği üniversite eğitimiyle kalmayıp başka bir üniversite daha bitirseydi,sevdiği mesleğin sınavlarına girseydi,çeşitli hobiler edinseydi,kurslara gitseydi,ama illaki bol vakti olsaydı,çevresinde onu anlayanlar olsaydı,yargılayıp eleştirenler değilde,aldığı kararlara saygı duyanlar olsaydı,kendi yaşayamadığı hayatları,çocuklarına yaşatmaya çalışmayaydı analar babalar.....
    Çok düşünülüp,tartışılacak bir konu bu uzun hikaye vesselam...
    Hayırlı cumalar selamlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun ama ilgilenilmesi çok önemli bir konu. Hayırlı cumalar, aleyküm selam :)

      Sil
  3. Bir önceki yorumuma cevap yazmadığın için bu yazıya "Güzel yazı olmuş. Ama gelecek kaygısı taşımak iyi ya da kötü her türlü şartta insanın yaklaşmaması gereken bir şey. Maalesef toplum gereksiz yere gelecek kaygısını dayatıyor. Oysa kuşlara bak. Yarını hiç düşünüyorlar mı? Biz düşünüyoruz. O halde güvence lazım bize. O ne? İman.. İman ne demek? En başta gelen anlamıyla; GÜVENMEK demek. Kime? O'na. Demek ki gelecek kaygısı taşımak esasen iman etmeyenlere ait bir davranış bozukluğu. O halde kuşlar gibi O'na güvenmek gerek değil mi?" şeklindeki yorumumu buraya yazmak istemiyorum. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cevap yazmamışsam yorumunun üstüne laf edememişimdir de ondan susmuşumdur abi. :)

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.