Ana içeriğe atla

Sonrasız Yıllar

Yıl oldu iki bin on üç. Herkes birbirine dilekler diledi. "2013 sana güzellikler getirsin" vesaire, vesaire, vesaire... Getirdi mi? Ya da bu soru için daha erken, getirecek mi? Anlamadım, kahin değil misiniz? Bu soruya cevap vermek için kahin olmaya gerek yok ki; geçen yıl başında dediklerinize, bir de geçen yılın ne getirdiğine bakın.

Ya da vazgeçtim, bakmayın. Çünkü, daha çok kan göreceksiniz. Midenizi bulandırmayın. Zaten benim demek istediğim de bu değil. Dedim belki birazcık yeni yılın getirme gücüne takılırım.

Yeni yıl ne getirir? Niye getirir? Nasıl getirir? Yeni yıl kim ki bana bir şey getirsin? Rakamlarda bir oynama oluyor diye neden bilmediğim bir güç bana bir şey getirsin? Hem bu yıl dediğimiz şeyin ayakları ve elleri mi var? (Bu kısım rating amaçlıydı)

Gel gelelim özümüze. Şapkamızı koyalım önümüze. Azıcık bakalım dünümüze. (İstemeden oldu bu kafiye) Bir yıl daha geçti değil mi? Suratın düştü gibi, ne oldu? Şapkaya bakınca bir tuhaf oldun? Yine boş mu geçirdin koca yılı? Kaç kitap okudun? Kaç insana güzel laf söyledin? Kaç faydalı iş yaptın? Ya da en kötüsü de olsa ne kadar para kazandın?

Yok biz uslanmayız. Biz böyle her yeni yılı kutlayıp eskisine bakmadan buruşturup çöpe attıkça adam olmayız. Yılları boş geçirip, yeni yıllara seviniyoruz. Boşa gidiyor ya, yenisi gelince kendimizi kandırmış oluyoruz. Yine geçiyor, yine kandırıyoruz, yine geçiyor yine kendimize yalanlar söylüyoruz. "Yarın yaparım"lar, "Off çok yorgunum"lar, "Maç var"lar, "Dizim kaçacak"larla koca koca yılları sömürüyoruz. Sonra da yaşlanınca çocuklarımıza "biz boşuna yaşadık, bari siz yapmayın" diyoruz.

Şimdi kalkıp burada geçen yılın kaçta kaçını uykuyla, bilmem kaçta kaçını boş boş oturarak, tv izleyerek, gezerek geçirdinlere girmeyeceğim; sana şu kadarını söyleyeceğim: "Ne yapacaksan yap, sonra yaparım, yarın yaparım, hedefim bu yapacağım deme. Kalk ve yap!" Ancak o zaman yıllarını birazcık da olsa boş boş geçirmemiş olacaksın. Farkındaysa başına ne getirdiyse o "sonra" kelimesi getirdi.

Şimdi ben bunun üstüne ne diyeyim? Sana mutlu yıllar mı dileyeyim? İnat değil mi dilemeyceğim çünkü mutlu falan olmayacaksın. Yazdığımı okuyacaksın, "belki ukalaya bak", belki "doğru söylemiş", belki de "amaaan, sen de anca konuşursun" diyeceksin ve sonra yine "sonra" diyeceksin. Yani bu yılı da boş geçireceksin.

O yüzden sana "mutlu yıllar" değil, "sonrasız yıllar" diyeceğim. İnşallah çok sonrasiz olursun.

Yorumlar

  1. 5. paragraf iyi anlatmış gerçekleri...

    Sağlık ve huzur her daim olsun hayatımızda ,inşaallah...

    YanıtlaSil
  2. Way, kardeşim! Helal olsun! Neyse sonra yorum yazarım ben :)

    YanıtlaSil
  3. "Sonra yaparım diyenler helak oldu" ...

    Bende sana burda bu yıl kaç kitap okuduğumu,
    kaç kere üzülüp ağlayıp kaç kere güldüğümü yazmayacağım,kaç kere boşluklara düşüp dipsiz kuyularda boğulup,kaç kere hayata yeniden sımsıkı tutunduğumdan asla bahsetmiyeceğim,
    kaç güzel insan tanıyıp,kaçının yüreğinin derinliğine sızıp oraya yerleşmeyi başardığımı,bundanda çok büyük mutluluk duyduğumu,birde bunun tersi olarak kanımdan canımdan bir parça olan insanın hatta biyolojik olarak yaşama sebebim olan insanın gıyabımda söylediklerinin beni nasıl üzdüğünü,kalbimi paramparça ettiğini hiç mi hiç anlatmıyacağım,,,,
    sonra gördüğüm riyakarlıkları,tanıdığım insanları,yapılan haksızlıkları,yenilen hakları,alınan ahları,
    ,,,,,,,,,anlatmıyacağım,,,hoş anlatırsamda bu yorum uzar gider başlıbaşına bir yazı olur,,,,bunu istemiyorum,
    ben ki sadece bu yazının bir okuru olarak muhatap olduğum kadarına yorum yazmak istedim,,,
    yeni yıl tabikide bize bir şey getirmeye muktedir değil,öyle bir gücü,özelliğide yok,hepimiz bunun farkındayız,bilincindeyiz diyoruz ama ne kadar farkındayız,kaçta kaç bilinçliyiz o tartışılır,,,,
    ama olsun ben yinede bu yeni yılın sana gönlündne geçen tüm güzellikleri,legal istekleri getirmesinden yanayım,
    bu bir temennidir,dilektir hatta canı gönülden istenirse duaya bile dönüşebilir sen farkında olmadan,ama bunu bir rakamdan istemezsek,şirk e düşmemiş oluruz,birde bunu senin kendi istemen önemli,pozitif düşünmen,güzel gözlerle bakıp güzel görmen,gerçekten istemen önemlidir,,,
    birde çocuk duanın gücüne inanman önemlidir....
    yoksa yıllar gelir geçer,sen aynı sen olduktan sonra,kendini geliştirip yetiştiremeyip,dünyaya ve insanlara ve olaylara bakış açını değiştirmedikten sonra yıl ha 2013 olmuş,ha 2023 olmuş,ha 50150 olmuş hiç bir önemi yok......
    Bende sana keşkesiz yıllar diliyorum :)
    Hoş kal,Allah'a emanet ol :)
    Selamlar olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun, sen de hoş kal, Allah'a emanet ol, aleyküm selam :)

      Sil
    2. Allah senden de razı olsun :) Güzeller güzelimi öperim yanaklarından,aynen böyle çevir tamamm mı? Tabağım elimde,bekliyom :)

      Sil
    3. :) Çeviririm inşallah. Bu arada çok beklersin :)

      Sil
    4. E o zaman daha iyiya,tencere bana kalır :) :) :)

      Hiç bişey demiyorum daha :) :) :) :) Bol gülücük

      Sil
  4. Yine karalar bağlayıp yine morallerini bozmuşsun anlaşılan. İnsanları eleştir tabii ki Yusuf'um. Birşey diyemem. ama hak edeni eleştir! Hakkında kesin bilgin olmayan şeyler hakkında zanna tabi olarak bu böyle olmaz deme. Sende şunu fark ettim ki kendi inandığını kendine ifade ve ispat edip ondan sonra konuşmak yerine senin gibi düşünmeyen başkalarını nedenini tam olarak açıklamadan eleştirmekle yetiniyorsun.

    Yeni yılın bir şey getirmesi demenin elbette ki onunla beraber iyi bir şeylerin de gelmesini Allah'tan dilemek demek olduğunu ifade eden insanlara söylemek istediğin şeyin alakasız olduğunu göremiyorsun. Yeni yılla beraber bir şeylerin gelmesini isteyen herkesi geçmiş bilgin ve ön yargılarınla yanlış yolda zannediyorsun. İnsanları sevmede problemlerin var. Oysa bu sözlerinin alt yapısında yılbaşının bir Hristiyan adeti olduğu düşünceni veya Allah'tan başkalarından yardım dilemenin yanlış olduğu inancını ifade etmekten kaçınıyorsun.

    Bu düşüncelerinde kısmen haklısın da. Ancak bu akılcı eleştirimizi acaba biz kendimiz için de aynı düşünceyle yapabiliyor muyuz?

    Sadece Allah'tan yardım dileyeceğini her Fatiha'da dile getiren ve senin gibi başkalarının masum beklentilerini bunun aksine yoran bizler bir kabir başında, bir türbe ziyaretinde, hicri yılbaşında, kutlu doğum haftasında, mevlit okuttuğumuzda, okuduğumuz Kuran'dan hasıl olan sevabı dağıttığımızda, Geylani'den Mevlana'dan ve türlü evliya ve hazretlerden medet umduğumuzda daha vahim ve asla masum olmayan (bilinçle beklentiye giren) bir şirkin içinde olduğumuzu görebiliyor muyuz?

    Hayır! Çünkü içimizdeki din adına hareket etme duyusu bize doğru yaptığımızı zannettiriyor. Şeytan sağdan yaklaşıyor ve bizi farkına varmadığımız putların önünde eğilmeye zorluyor. Masumane ve kalp temizi biçimde yeni yıldan beklenti içine girmiş birisi mevcut yolunda devam ederken biz din adına hareket ettiğimizi sanarak çok daha fazla batılın içine dalıyoruz. Kendimizi düzeltmek yerine başkalarını düzeltme ya da beğenmeme yoluna gidiyoruz.

    Sana mutlu yıllar dileyene sen "ben sana dilemeyeceğim işte, bana uymuyor" dersen senin doğrularına da kimsenin inanmasını bekleyemezsin. Böylece dolaylı yoldan çelişkiye düşer farkına varmadan kendi inancınla savaşmış olursun.

    Seni seven ve sayan abin Kalemzade'nin bu aleyhte yorumuna umarım gücenmezsin. Bil ki ben ve herkes de zaman zaman benzer hatalar yapabiliyoruz.. Sürçi lisan ettimse affola.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abi kızma ama bence sen yazının tamamını okumamışsın :) Ama bak kızmak yok, abi-kardeş konuşuyoruz burada :) İnan abi ben de seni çok seviyor ve sayıyorum ve kesinlikle alınmıyorum. Aleyhte yorum candır, Kamil abiden gelirse hem can hem canandır.

      Sil
    2. Buraya küçük bir not düşmek istedim müsadenizle.

      Kamil bey demiş ki: Sana mutlu yıllar dileyene sen "ben sana dilemeyeceğim işte, bana uymuyor" dersen senin doğrularına da kimsenin inanmasını bekleyemezsin. Böylece dolaylı yoldan çelişkiye düşer farkına varmadan kendi inancınla savaşmış olursun.

      Ben de yeni yıl kutlamıyorum. Bu benim inancım. Benim yeni yılımı kutlayanlara cevap vermiyorum açıkçası. Burada bir çelişki yok, inandığım şeyi yapıyorum. Onlar da kendi inandıklarını yapıyorlar, kendi hallerine bırakmak lazım.

      Sil
  5. Biraz acımasız olmamış mı bu yeni yıl yazısı?
    :)

    Müslüman blogger kardeşlerimizden özlemle beklediğim bir yazıydı. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim. :)

      Sil
  6. Yazınızı okurken bende şöyle düşündüm,yusuf kardeşim bizlere yenı yıl şakasımı yapıyor acaba;)yoksa birilerinemi çok kızdı da içini buraya döktü,eğer öyleyse hayır, dileyenlerin suçu ne? Ben Kamil abine katılıyorum ve burdan selamımı gönderiyor hoş geldin diyorum.Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun, siz de Allah'a emanet olun.

      Sil
  7. Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir.

    | David Russell |

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.