Yarışmak İbadettir

Üç kuruş menfaat için küçülmenin, hatta yerlerde sürünmenin ilk örneğini yıllar önce görmüştüm. Adamın biri komşu esnafın dükkanına geldi. Az önce yüklü alışveriş yapan kişiyi kendisinin gönderdiğinin söyledi. Komşu aniden değişti. On iki kelimeden oluşan konuşmasının yedi kelimesi "abi" olan komşu, adama bir de içecek ısmarladı. 

Midem bulanmıştı. Bu kadar aşikar yağ çekildiğini daha önce duymamış, hatta romanlarda bile okumamıştım. Sonra anladım ki hayat hep böyle işliyor. Aslında, öyle veya böyle birileri her zaman, birilerinin bir yerlerini öpüyordu. Öpülenler, başkalarını öpüyorlar, bu piramit böylece devam ediyordu. Bu bir nevi hayvanların besin zincirinin aşağılık bir türüydü. 
İşin ilginç yanıysa para kazanan herkesin hayatından memnun olmasıydı. (Burada işinden memnun olmayanların sızlanmalarını hayatın memnuniyetiyle karıştırmıyorum, o çok farklı bir konu.) Aslında herkes öpmekten nefret ediyor, öpülmekten hoşlanıyordu. Öpünceki kızgınlıkları, öpülünce geçen insanlar, öpünceki düştükleri aşağılıktan, öpülünce çıktıkları yükseklerde(!) kurtuluyorlardı. 

Zaman geçti. Gerçek dünyadan sanal dünyaya hicret ettik. Burada herkes maskeli diye rahat ederiz sandık ama yanıldık. İnsan bu, nereye gitse iğrençliğini de götürecek. Facebook'ta bir beğeni için kendini aşanlardan sonra, Twitter'da üç takipçi için gecesini gündüzüne katanları gördük. 

Şaşırmamalı tabi. Dedim ya insan bu, çok yönlü. Adam edersen meleklerle yarışır, adam etmezsen şeytanlarla kapışır. Gerçek dünyayı çöplüğe çeviren insan, sanal dünyanın da sakini değil mi? Elbette onu da batırmaya kadir. Batıracak da. Hatta belki batırdı da. 

Hey gidi insan, hayırda yarışacaktın güya!? Ne oldu da takipçide yarışır oldun? 

Yorumlar

  1. Çok haklısın
    hayır için yaptığı paylaşımın altında bile kendi egosunu tatmin etme,kendini sevimli cici gösterme çabaları oldukça olduğumuz yerde saymaya devam edeceğiz maalesef...

    Bloglar için söylediğim takipçi sayınla övünme sözü diğer paylaşım siteleri içinde geçerlidir, facebookta twitterda yada blogda yüzlerce takipçimin olması hiç önemli değil beni anlayacak,gerçekten takip edecek,kendinide ettirecek sayıda kişiler olması bana yeterli,
    az olsun öz olsun samimi olsunlar istiyorum,

    yüreğine sağlık kardeşim benim,selamlar olsun...
    Daha sık yaz inşallah

    YanıtlaSil
  2. yaa, maalesef işte böyle, diyesim geldi. Selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aleykum sekam diyesim geldi benim de :-)

      Sil
  3. Mükemmeliyete istidadı olan insanın, basit hazlarla oyalanmasının neticesi bunlar.

    YanıtlaSil
  4. Yazılarını okumayı özlemişim hocam :)

    YanıtlaSil
  5. Sanalı bir tarafa bırakıyorum çok da ciddiye almayacaksın buradaki egoları.Boşver gecesini gündüzüne katsın izleyicisi arttırsın birileri,hatta yetmesin izleyici takipçi sayısıyla da övünsün..Sen bilmiyor musun bunların komik birer ego tatmin oyunu olduğunu ?Boşverrrrrrrr

    Asıl sorun o bankala gelip biraz önceki müşteriyi kendisinin gönderdiğini söyleyen adam ! İşte biz de onları gördükçe öyle olmamamız gerektiğini hatırlayacağız..N'yapalım ! Öpme öpülme benzetmesi de çok yerinde olmuş cuk oturmuş örnek olarak...

    Neyse işte ;güzel ve doğru diyorsun..ama var mı öpmeyen öpülmeyen kişi onları bulmak onlardan olmak lazım...

    YanıtlaSil
  6. Yeni demlenmiş çay var .İçer misin ?

    YanıtlaSil
  7. "Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır.( Hucurat suresi.13"

    Bizlerde sanalda yarışanlardan değil,hayırda yarışanlardan oluruz inşallah ,geç kalmadan.Allah'a emanet olun kardeşim yusuf.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı

Öğretme(n)