Kayıtlar

Mayıs, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Güneş...

Resim
Bazen isyan ediyorum. Hayata değil, hayatı verene de değil; sadece sana. Neredeyim diyorum, sorguluyorum. Sorgulanması gerektiği için değil, yapacak başka bir şeyim olmadığından sorguluyorum. Sonra eli boş dönüyorum kendime. Kızıyorum, kendime değil; sadece sana.

Küçük bir göz geliyor gözümün önüne. Yaklaştıkça büyüyor. Sonra dünyam oluyor, yutuyor beni. Kayboluyorum. Yolumu ararken sana rast gelmiyorum, hiçlik karşılıyor beni. O küçüklüğün büyüklüğünde kimseye sormuyorum, arıyorum, kendimi değil; sadece seni.

Çocukluğuma dönüyorum bazen. Çakıl taşlarını düzelten belediyenin greyderini görüyorum. Düzeltmeye çalıştıkça bozduğunu, düzelttiği yolun bir yağmurda yürünemez olduğunu hatırlıyorum. Temiz kalmaya çalışmıyorum. Dikkat ediyorum sadece; kendim için değil, senin için.

Güzele göreli diyene kızıyorum bazen. Tek bir güzel varken diğerlerine güzel diyene değil, seni tanımadığı halde o kelimeyi telaffuz edene kızıyorum. Seni bir inci kutusunda saklamak istiyorum ama kutu seni örtmekte…

Dört Sene Seven Hep Sene Sever

Resim
Bizim ilçenin minibüsleri genelde yoldan yolcu almazlar. Durağa gitmen gerekir. Okula geç kalacağım diye şansımı deneyeyim dedim, el kaldırdım şoför durdu. Binerken o sevinçten midir nedir kapının hemen dibinde oturan hanım ablanın iki ayağına birden bastım. En arkada boş yer vardı, özür dileyip oturdum. 
Sanırım geveze biriyim. Bir araca bindim mi yanımdakilerle kesin bir şeyler konuşurum. Bir yerde oturduğumda da hep garsonlara takılırım. Alış veriş yaparken de satış elemanlarına sataşırım. Burada da sağımda oturana (solum boş olduğundan) "gördün mü iki ayağına da bastım" dedim. Gülümsedi genç, "bir şey olmaz" dedi.

Evinizde Oturun Ölmezsiniz

Resim
Dünya tatlıdır. Can da, mal da... İnsan mal kazanmak için uzun uğraşlar verir. Sevdiklerinden, sağlığından vazgeçer. Nihayet tam bir şeylerin sahibi olur ki önüne imtihanlar çıkar. Şimdi malını harcamak, canını tehlikeye atmak zamanıdır. 
Hz. Peygamber tüccardı kırk yaşında önce. Ebubekir zengindi. Ömer efendiydi, Osman da öyle. Bilal kendi halinde bir köleydi tıpkı Habbab gibi. Sonra bir şey oldu, bir çağrı duyuldu. Hayatları değişti. Malı olanların hem malının hem canının, kölelerinse tek varlıkları olan canlarının gözlerinde bir değeri kalmadı. 
Asrı saadet sona erdiğinde yine her zamanki gibi dünya ve ahiret çarpıştı. Saltanatı ellerinde bulunduranlar dünyalıklarını kaybetmemek için her şeyi yaptılar. Dünyayı umursamayan bir avuç garip ise sadece canlarını vermeleriyle kaldılar. Dünyayı seven Müslüman, sevmeyene karşı!