Ana içeriğe atla

Güneş...

Bazen isyan ediyorum. Hayata değil, hayatı verene de değil; sadece sana. Neredeyim diyorum, sorguluyorum. Sorgulanması gerektiği için değil, yapacak başka bir şeyim olmadığından sorguluyorum. Sonra eli boş dönüyorum kendime. Kızıyorum, kendime değil; sadece sana.

Küçük bir göz geliyor gözümün önüne. Yaklaştıkça büyüyor. Sonra dünyam oluyor, yutuyor beni. Kayboluyorum. Yolumu ararken sana rast gelmiyorum, hiçlik karşılıyor beni. O küçüklüğün büyüklüğünde kimseye sormuyorum, arıyorum, kendimi değil; sadece seni.

Çocukluğuma dönüyorum bazen. Çakıl taşlarını düzelten belediyenin greyderini görüyorum. Düzeltmeye çalıştıkça bozduğunu, düzelttiği yolun bir yağmurda yürünemez olduğunu hatırlıyorum. Temiz kalmaya çalışmıyorum. Dikkat ediyorum sadece; kendim için değil, senin için.

Güzele göreli diyene kızıyorum bazen. Tek bir güzel varken diğerlerine güzel diyene değil, seni tanımadığı halde o kelimeyi telaffuz edene kızıyorum. Seni bir inci kutusunda saklamak istiyorum ama kutu seni örtmekten utanır diye korkuyorum. Korkuyorum, güzelliğinden değil; sadece gözlerimden.

Güneş...

Yorumlar

  1. Seni tanimadigi halde, o kelimeyi telaffuz edene kiziyorum....
    Bu kadar mi guzel anlatilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estğ. teşekkür ederim.

      Sil
  2. Çok çok güzel. Sözü güzel, özü güzel, kalbi güzel kardeşim, çok güzel olmuş. Allah ilmini ve saadetini artırsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O senin güzelliğin abim, Allah razı olsun. Cümlemizin inşallah. :)

      Sil
  3. Harika yazmışsın tam yüreğinden süzüp paylaşmışsın çok beğendim kardeşim, kalemin var olsun....Temanda değişmiş hayırlı olsun güzel olmuş yazının resminide çok sevdim kalp güneş çalacağım haberin olsun :)
    Nasılsın bu arada?
    Selamlar olsunnn Allah'a emanetsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyiyim abla, çok teşekkür ederim. Aleyküm selam. Sen de Allah'a emanet ol. :)

      Sil
  4. Kardeşim Yusuf Şiirimsi yazınız da diğer yazdıklarınız gibi çok beyendim Gönlünüze Sağlık,fakat temanız beni zorluyor yazarken okurken :) gerçekten! önceki bloğunuz daha güzeldi.Bu kaçinçi yazım ama hiç birini gönderememişim.Ama bu sefer eminim gelecek :) Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
  5. Çok teşekkür ederim. Haklısınız en kısa zamanda değiştireceğim şablonu inşallah. :)

    YanıtlaSil
  6. Değerli kardeşim size ne kadar teşşekür etsem azdır.Allah razı olsun, Harıka olmuş Blogunuz Güle güle kullanın inşallah,hakkınızı helal edin olurmu.Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Helal-i hoş olsun. Asıl ben teşekkür ederim. :)

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.