Kayıtlar

Haziran, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Haydi Minareye Çıkalım

Resim
Bir topa vurduğunuzda çok yükseklere çıkabilir ama orada bir saniyeden daha az bir süre kalır. Biraz sarsan bir depremde yıkılan bir bina da yukarıdadır; yıllara meydan okuyan minareler de. Hasılı zirveye çıkmak değil, orada kalmaktır asıl mesele.

İnsan yerinde duramaz, gözü doymaz bir şekilde yaratılmış. Hep daha fazlasını isteyen insan aç gözlülük yaptığında fazlasını elde etmek için bazen olmadık şeyler yapar. Normal yollardan kazanması üç yılı alacak bir şeyi, üç ayda kazanmak için gözünü karartır.

Başkasının hakkını yiyerek, başkasının sırtına basarak çıktığı yerden düşmesi, alttakinin gözünü açıp silkinmesiyledir. Bu kişi çıktığı yerden tepetaklak düşerken bastığı yeri düzgün ayarlayamamanın cezasını çeker. Unutmamak gerek ki düşük olmak değil, çıkıp düşmek zordur.

Bütün bunlar zirve hevesine kapılan insanın düşüncesizce davranışlarındandır. Halbuki herkes bilir ki bir evi yükseltecekseniz önce biraz kazmalısınız. Sağlam bir temel atmalısınız ki uğraşıp da yükselttiğiniz ev yık…

Züleyha

Resim
Babamın evinde bir garip Yusuf'tum. Param yoktu, gerçi buna ihtiyacım da yoktu. Hayatımda fazlalıklar da yoktu. Ben vardım, kitaplar ve birkaç geveze arkadaşım.

Sonra beni İlahiyata köle olarak sattılar. Yakubumdan uzaktaydım. Yalnız başıma, koca Mısır'da sadece bir köleydim.

Derken bir Züleyha çıktı karşıma. Arkası yetmiş yerden yamalı gömleğime dokundu. Yetmiş birinci yamaya tahammülüm kalmamıştı. Önümü döndüm. Gömleğimin daha ilk günkü gibi yeni, tertemiz tarafına kocaman bir yırtık açılacağını nereden bilecektim? Saftım, sadece Yusuf''tum; Yakubunu yirmisinde kaybetmiş güler yüzlü bir Yusuf.

Gülmek benim için nefes almak gibi bir şeydi Züleyhalardan bir Züleyha'ya yüzümü dönene kadar. Ağlamak bana sadece yeni doğmuş bir çocuğu hatırlatıyordu. Gözlerimden su damlayacak olsa, ancak gülmekten çatlayacağım zamanlarda damlardı.

Züleyha, Züleyhalığını yapmış, gömleği yırtıp beni zindana attırmıştı. Pirime ihanet eden ben, önden yırtılmış gömleğimle zindan ehline bil…

İnsan Ne Kadar İnsan?

Resim
İnsan ne kadar insan? Düşünebildiği kadar mı yoksa aklını kullanabildiği kadar mı? Kazandığı para kadar mı; kandırdığı insan kadar mı yoksa boşa geçirdiği vakit kadar mı? Kabuğunu kıran mı insan yoksa içinde bulunduğu yumurtayı bir de paketleyen mi?

İnsan, küçüğünü yiyen büyük balık kadar mı insan yoksa yemeyip de sırtından kan alan vampir kadar mı? Açgözlülüğünden kendinden bilmem kaç kat büyük yiyecekleri taşıyan karınca mı daha insan yoksa karıncayiyen mi? Koala mı daha insan yoksa bir damar bulana kadar milyonlarca kez kanat çırpmaktan çekinmeyen kan emici sivrisinek mi?

İnsanları pişirip de yiyen yamyamlar mı daha insan yoksa çiğ çiğ kemik kemiren barbar Avrupalılar mı?Çalıştığının değil de yaşadığının karşılığını vereceğini iddia eden Komünizm mi daha insan yoksa çalıştığını yerken önüne kemik atan Kapitalizm mi? Kimi insanlar gütmeyi, kimileri güdülmeyi bekliyorsa Sosyalizm ne kadar insan?

Bir şey biliyorum o da bir şey bilmediğimdir diyen Sokrates'e karşı her şeyin bir ga…

Eliaçık'ın Eli Açık Kaldı

Resim
Geçenlerde cep telefonuyla çekilen bir videoda, birinin "sahtekar başbakan" diye, metroda nara attığını izledim. İlgimi çeken şu oldu: Adam önce çok kısık bir sesle "sahtekar başbakan" dedi. İki üç defa öyle söyledikten sonra sesini arttırdı. Nihayet bağırmaya başladı. 
Geçen zamanlar içinde gördüğüm kadarıyla birçok gelişme böyle oluyor. Birileri önce ürkek ürkek bir şeyler söylüyor. Halkın tepkisine baktıktan sonra da bunu bağırmaya başlıyorlar. Aslında ilk başlarda söyledikleri, kendileri için de teoriyken, aykırı ses duymayınca kendileri de buna inanıyor. 
Eliaçık, öyle sanıyorum ki kendi dünyasında, kendini devleştirmiş biri. Kişisel sitesinden anladığım kadarıyla pek okumamış. İlahiyatı bile terk etmiş. Bir şeyler görmüş, inanmış, savunmuş ve çevresinde birkaç tane kendisi gibi oluşunca da kendini bir şey sanmış. 
Eliaçık'la başlayan paragrafın başında "sanıyorum" dedim ya, gerçekten sanıyorum. Adamı tanımıyorum, bu yazıyı yazacağım diye de ara…

Leyla Güldü

Resim
Leyla güldü. Mecnun'a gülüyordu. Mecnun da Leyla'ya. Bundan neden ben pay aldım?

Söylesene neden Leyla'nın gülüşünde sen güldün, yüzünde sen parladın? Neden Sedef utanırken sen utandın? Neden Şirin mahzun bakarken sen bana küstün?

Söylesene neden resimler sen oluyorsun? Ne oldu da yastıklar sen kokuyorsun? Nasıl oluyor bilgisayarımın pikselleri sen doluyorsun? Söyler misin neden her yanımı sen kuşatıyorsun?

Kitaplığımdaki kitapların isimleri değişti biliyor musun? Hoparlörüm artık bir farklı ses çıkarıyor. Koltuğum daha bir sert oldu. Başım mı küçüldü, yastığım mı büyüdü bilmiyorum; ama artık o yastık bana fazla geliyor. Klavyemin tuşlarına yetmiyor on parmağım, on tane daha istiyor.

Biliyor musun fıstıklar kabuklarından ayrılmıyor, bisküvilerim bitmiyor, lokumların boynu bükülmüş, demliğin dibi görünmüyor. Su içmek için bardak kullanmıyorum, musluk bana yetiyor. Çok mu hafifledim acaba? Teraziye ne olduysa artık beni tartmıyor.

O değil de gece lambam bile artık yanmıyor.…