Kayıtlar

Temmuz, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bu Gece Mısır Fetholacak

Resim
Bugün yine gördüm iyi niyetli kardeşlerim, "hadi hep beraber sabaha kadar Mısırlı kardeşlerimize Fetih okuyoruz " diyorlar. Bu güzel kardeşler, sabaha kadar, binlerce, organizasyonun kalitesine göre belki de milyonlarca Fetih suresi okuyacaklar.

Peki yapılması gereken bir Fetih varken, oturup Fetih okumanın ne gibi bir anlamı olabilir? Siz duydunuz mu Peygamberin (sav) müttefiklerine saldırılıldığında oturup sahabeleriyle Fetih okuduğunu? Ya da ne bileyim, Mekke'yi fethetmeye gitmek, strateji geliştirip düşmanı yanıltmak yerine oturup Fetih okuduğunu? Aksine o güzel örneğin sahabeleri, Müslüman kardeşleri haksızlığa uğradı diye Bizans'ın yüz bin kişilik ordusunun karşısına üç bin kişiyle çıktılar.

Kardeşlerim Ölüyorken Namaza Ne Gerek Var

Resim
Bazı arkadaşlarımız olayları bir bütün olarak görme hastalığından kurtulamıyorlar. Büyük resmi görmek gibi bir şey sandıkları bu hastalık, onları değerlendirme yanlışlığına götürüyor farkında değiller. Kast ettiklerim: Bir yerde bir olay olduğunda, sanki onun dışında bir şey konuşulmamalıymış gibi bir duyguya kapılanlar.

Müslümanın namaz vaktini ayarlaması farklı, Bağdat'ta, Mısır'da, Suriye'de ölene cenaze namazı kılması farklı bir şeydir. Kendi ülkende savaş varken, alimin camide oturup insanlara "tuvalete giderken önce sol ayağı atın" diye vaaz veriyorsa buna kızarsın. Fakat sen internet başında, bir elinde kremalı sandviç bisküvi, öbür elinde kola ile mücahitlik yaparken aliminin sadece savaştan, savaşta olan Müslümanlardan bahsetmesini bekleyemezsin.

Şafak Sezer Korktu mu

Resim
Geçenlerde bir iftar yemeğinde Şafak Sezer başbakandan özür dilemiş, elini öpmeye çalışmış. Doğal olarak birçok kişi "acaba korktu mu", "acaba kendisine para mı verildi", "acaba, bir şeyler mi teklif" edildi diyebilir. İnsanoğlu bu, her şeyi yapabileceği gibi her şeyi de diyebilir.

Bir insan inandığı şeyden kolay kolay geri adım atmaz. Bir konuda sağlam bir görüşe sahipse onu sonuna kadar devam ettirmeye çalışır. Fakat oldu ki karşısına büyük bir engel çıktı, geri gitmek zorunda kaldı, o zaman ne yapar? Bunu en yavaş şekilde, inancının en az sarsılacağı şekilde yapar. Çünkü onuru, kendine olan saygısı ve toplum içindeki konumu, atacağı adıma göredir. Eğer bunu güzel bir şekilde atarsa, bunların hiçbiri zarar görmez. Akıllı olan da bunu böyle yapar.

İyiler Mi Çok Kötüler Mi

Resim
"Kötülerin zafer kazanmasında rol oynayan en önemli şey, iyilerin hiçbir şey yapmamasıdır. İnsanlar korkuyor, boş ver gitsin diyor." İzlediğim bir filmden birkaç kelime. Gerçek hayattan esinlenerek yapılmış, bir zalimin kurduğu hükümdarlığı, bir polisin dürüstlüğüyle nasıl yıktığını anlatan bir filmden...

Başka bir filmde görmüştüm: Biri "kötülerin tarafında olmadığım için pişmanım" demişti. Düşünüyorum da acaba kötüler daha mı çok? Yoksa doğuştan mı güçlüler? Neden Allah, iyilerin tarafında olmasına rağmen genelde kötüler üstteler? Cevabı yukarıda: Çünkü iyiler hiçbir şey yapmıyorlar. Herkes bir iş tutturmuş, herkes bazı hesaplar peşinde. Bana dokunmasın da yılan varsın önümdeki tastaki sütten bana bir damla bıraksın mantığında herkes.

Ramazan Geldi Klişeleriyle Geldi

Resim
Ramazan geldi hoş geldi. Aynı zamanda klişeleriyle geldi: "Ramazan Kur'an ayıdır ve bu ayda bolca Kur'an okunmalıdır."

Sanırım ben de klişe ile devam edeceğim. "İnsan anlamadığı şeyi niye okur?" Bir defa, iki defa, yirmi iki defa... Okudukça daha çok okuyoruz. Her harfte on sevap diye, o sesleri daha güzel çıkarmaya çalışarak okuyor da okuyoruz. Okuduktan sonra öpüp başımıza koyuyor, sonra da nazikçe bir yere bırakıp televizyonumuzun, bilgisayarımızın başına dönüyoruz.

"Kur'ana abdestsiz dokunulmaz, Kur'an okunurken bir şey yenilmez, içilmez; rahat oturulmaz, ayak uzatılmaz" derler. Onun için Kur'an okuma süremizi oldukça kısa tutuyoruz. Kur'an biter bitmez alıyoruz elimize suyumuzu, çayımızı, kolamızı; her neyse işte, oturup ya tv izliyor ya da bir şeyler okuyoruz. Yani Kur'anla vakit geçirmiyoruz, onu sadece mecburiyetten okuyoruz. Bilinçli bir şekilde söylemesek de bilinç altımızda, "bitse de kurtulsak"la okumayı …