Ana içeriğe atla

Siz İyi Bir İnsansınız

Siz iyi bir insansınız, güzel şeyler yapmaya çalışıyorsunuz, dünya gül bahçesi olsun istiyorsunuz. Buna karşılık kötü olanlarla, kötü şeyler yapmaya çalışanlar ve dünya cehennem çukuru olsun isteyenlerle mücadele ediyorsunuz.

Sizin yapmaya çalıştığınızı ben bir duvara benzetiyorum. Kötülük ile aranıza usul usul ördüğünüz bir duvara. Siz bu duvarı yükselttikçe kötülükten uzak kalıyor, daha iyi oluyorsunuz. Aynı zamanda bu çevrenize de yansıyor.

Sizce siz bu duvarı yükseltirken sizin ve dünyanın kötülüğünü isteyen kötülük durur mu?

İyilik bir duvarsa kötülük bu duvarın yokluğudur, dolayısıyla kötüler bu duvarı yıkmaya çalışanlar olur.

Kötülerin, bu duvarı yıkarkenki çalışma tarzı şöyledir: Kötü olanlar bilirler ki duvarı kökünden yıkamazlar. Çünkü bilirler ki duvar yıkıldığında altında kalanlar onlar olur ve düşen tuğlalardan daha sağlam bir duvar örülür. Peki ne yaparlar? Duvarı size fark ettirmeden yıkarlar. Her seferinde en üstten bir tuğla alırlar, onu un ufak ederler ve sonra başka bir tuğlayla uğraşırlar. Eğer siz tuğla yerleştirmeye devam etmezseniz duvarınızı ortadan kaldırırlar ve sizi kendi saflarına katarlar.

Peki bunlara karşı korunma yöntemi nedir? Elbette ki duvarı sürekli yükseltmektir. Dedim ya onlar hep en üstteki tuğlayı sarsmaya çalışırlar, eğer siz her seferinde yeni bir tuğla yerleştirirseniz, onlar asla sizi geri götüremezler.

Somut bir örnek vermek gerekti: Diyelim ki siz iyi bir insansınız ama her gün geçtiğiniz yolda gördüklerinize selam vermiyorsunuz. Siz selam vermedikçe içinizdeki kötülük sizin diğer iyiliklerinizle uğraşır. Örneğin annenize-babanıza iyi davranmanızla. Siz ne zaman ki yanlışınızı fark ettiniz ve artık çevrenizdekilere selam verdiniz, bu sefer içinizdeki kötülük sizin selamınızla uğraşır.

Şimdilik birçok iyiliğinizi bu selam sayesinde korumaya aldınız, fakat unutmayın, o selamı korumak için yeni bir iyi şeye ihtiyacınız var.

Yorumlar

  1. Ramazan bayramın kutlu olsun Yusuf kardeşim.
    Son zamanlarda pek uğrayamıyorum bloguna ama inanıyorum ki yine güzel şeyler anlatıyorsundur. Allah'a emanet ol.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin de bayramın mübarek olsun abi, sen de Allah'a emanet ol. :)

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayırlı uğurlu olsun, Allah yolunu açık etsin. Bir ara hallederim inşallah.

      Sil
  3. İyilerin sayısı çoğaldıkça çoğalsın inşallah, kardeşim Yusuf.Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin inşallah. Siz de Allah'a emanet olun.

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …