Ana içeriğe atla

Müslümanın Seçimi

Sıradan bir insan kendine güvenebilir, babasına güvenebilir, annesine güvenebilir; oğlu mal veya makam sahibiyse oğluna da güvenebilir ama bilinçli bir Müslüman bunu yapamaz. Fatiha'da okuduğu üzere o sadece Allah'tan yardım ister ve iş dayanmaya geldiğinde sadece Allah'a dayanır, sadece ona güvenir.

Söz konusu seçim olduğunda, halktan oy isteyen bir Müslümanın durumu nedir peki? Orada da durumun değişmemesi gerekir. Tüm işlerinde Allah'tan isteyen, ona dayanan, ona güvenen Mümin, bu işte de Allah'a güvenmelidir. Çünkü Allah dilemezse Müslümana sadece boş avuçlar kalır.

Huneyn, bu konuyu anlamak için unutmamamız gereken bir başlıktır. Müslümanların tarihlerinde ilk defa çokluklarına güvendikleri bu savaş, Müslümanlar için yeryüzünün kendilerine dar geldiği belki de tek savaştır. Mute savaşında Müslümanlar üç bin kişiyle yüz bin kişiye karşı savaşmışlar, buna rağmen Huneyn savaşındaki gibi sarsılmamışlardır. Çünkü bu savaşta Müslümanlar Allah'a değil, kendilerine güvenmişlerdir. "Biz bu kadar çokken yenilmeyiz" demişlerdir.

Tarih, akıllı insanlar için alınacak ibretlerle doludur. Müslüman, aklını en çok kullanması gereken kişi olarak tarihi, özellikle de İslam tarihini iyi bilmeli, çıkarılması gereken tüm dersleri çıkarmalı, yapılmış hataları tekrarlamamalıdır.

Sözüm sana Müslüman kardeşim: Demokratik ağızların söylediklerini benimsememelisin. Seni aziz kılacak olan halkın sana verdiği oylar değil, Hakk'ın bin dört yüz yıl önce sana zaten vermiş olduğu izzettir.

"...halbuki izzet, Allah'ın, Resulünün ve Müminlerindir..."
(Münafikun 8)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …