Ana içeriğe atla

Berkin Öldü

Ben küçükken, bizim burada çok çalışan bir kuyumcu vardı. Güvenilir olduğu için insanlar para ve altınlarını ona emanet olarak bırakıyorlardı. O da bu paraları işletiyordu. Bu şekilde hızla büyüdü. Bir iki tane de bina dikti. Ecevit ülkeyi batırınca bazıları gidip bu adamdan paralarını istediler. Kuyumcu o an parayı denkleştiremeyince ona emanet bırakanların arasında bir panik başladı. Kuyumcuda emaneti olan herkes kapıya dayanınca kuyumcu elindekilerini de satıp buralardan kaçmak zorunda kaldı. 

Bazı olaylar çok ses getirir. Örneğin birçok insan ölür ama bazılarının ölümü farklı olur. Farklı olur derken ölüm şeklini kast etmiyorum; toplum içindeki yansımasından bahsediyorum. 

Ben şahsen bunun doğal bir şey olduğuna inanmıyorum. Bütün bunlar, bazılarının bilinçli çalışmalarının sonuçlarından başka bir şey değil. Çünkü gelişen bazı olayların bu kadar yankı yapmasının doğal koşullara aykırı olduğunu düşünüyorum. 

Bu konuya en kolay örnek Münevver Karabulut cinayetidir. Bu kız, Türkiye'de yaşayan yaklaşık kırk milyon kadından biriydi. Ölümü vahşice olabilir ama eğer gazetelerin üçüncü sayfalarına bakarsanız, benzer olayların hemen hemen her gün yaşandığını görebilirsiniz. Bütün bunlara rağmen bu cinayet ülkenin bir numaralı gündem maddesi olabilmiş, hatta cinayete özel vikipedide madde bile açılmıştır. 

Demek ki bazı insanlar, özellikle de insanların ilgisini çekecek gücü elinde bulunduranlar bazı şeyleri farklı göstermeyi başarabiliyorlar. Berkin'in meselesi de bana öyle görünüyor. Kazayla ölmüş bir çocuğun iğrenç emellere malzeme edilmesinin başka bir izahatını bulamıyorum. 

Benim meselem, çocuğun ölümüne sebep olanların kim olduğu değil. Polis bu çocuğun ölümünde suçlu olabilir. Fakat aynen polis kadar, hatta daha da fazlasıyla, o polise o kapsülü attıranlar da suçludur. İşte burada asıl mesele, ortak olarak işlenmiş bir suçla öldürülmüş bir çocuğu, bir tarafın, çirkefliğine malzeme yapmasıdır. 

Solcuların çirkefliklerine karşı gözlerimizi açık tutmak çok mu zor? Onların bizi yönlendirdiği o dar çerçevenin dışını görmek çok mu zor? En önemlisi de gündeme kapılıp yanlışa kanan samimi insanımıza doğruyu işaret etmek çok mu zor? 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …