Ana içeriğe atla

Reklamın İyisi De Mi Var

Reklam izlemeyi seviyorum. Yayınlanan birçok diziden, belki de hepsinden, daha çok ilgimi çekiyorlar. Bazıları komik, bazıları acıklı olabiliyor. İçlerinden, çok az da olsa göz yaşartıcı olanlar çıkabiliyor. Her ne kadar bazılarının saçmalıklarına bir kere bile tahammül edilemiyorsam da çoğu tekrar tekrar izlenebiliyor.

Reklam deyip geçmemek gerek. Televizyonda görülenler, insanların tüketim alışkanlığında çok etkili. Bir markete girdiğinizde, tecrübe ettiğiniz bir ürünü almayacaksanız, tercihiniz televizyonda gördüğünüz olur genellikle. İddia edilene inanmaya meyilli olduğumuz için, afili sözlerle bize tanıtılanlara bir hayranlık duyarız.

Böyle anlatınca, reklamın iyi bir şey olduğunu söylemeye çalıştığım sanılmasın. Aksine genel itibariyle kötü bir şey olduğunu anlatmaya çalışacağım. Tamam kabul ediyorum, herkes kendi ürününü satmaya çalışıyor. Bu uğurda da çok uğraşıyor. Fakat asla bu çaba, kişiyi yalana, hileye ve sahtekarlığa götürmemeli. Ticaret ahlakı, karşıdakini kendi yerine koymak olmalı.

Bir iki reklamdan bahsetmiyorum, birçok reklam öyle. Örneğin her temizlik markası, kendi deterjanının en iyi olduğunu söylüyor. Bunu söylerken sadece en iyi olduğunu iddia etmiyor, ayrıca diğer ürünlerin hiçbir işe yaramadığını da savunuyor.

Sadece bu da değil, tüketicilere çok gereksiz ürünlerin satılması gibi bir sahtekarlık da var. Mesela bir reklamda, bulaşık makinesinin atık su borusunun, 15 yıl içerisinde tıkanabilme ihtimalinden bahsediliyor. Bunun temiz kalması için tüketiciye bir ürün satılıyor. Kendisine dayatılana dalıp giden tüketici de, reklamdaki açık hilelerden bihaber, sadece vurgulanan kısımları görüyor. Halbuki tüketicinin burada, hangi makinenin 15 yıl kullanıldığını sorması gerekiyor. Hem reklam açıkça "tıkanır" da demiyor, "tıkanabilir" diyor. Fakat maalesef seyirci büyüye kapılıp tamamen gereksiz bir ürüne para veriyor.

Halk açısından reklamların en kötüleri de bankaların kredi reklamları. Bu reklamlarda krediler, dara düşmüşlerin hızırı olarak gösterilirken, kredi alanların rahatladığı ve çok sevindiği betimleniyor. Kredinin bir borç olduğu ve çok daha fazlasıyla geri ödeneceği öyle bir şekilde saklanıyor ki, bu reklamları izleyenler kendilerine "bu krediyi nasıl alırım" sorusundan başkasını sormuyor. Mesela Yılmaz Erdoğan'ın da oynadığı bir reklamda, evlenmek isteyen bir adamın sadece bir mikser alabildiği, evlilik ve sonrası için hiç parası olmadığı konusu işleniyor. Yardıma hemen banka koşuyor ve bu kişiye kredi verilerek rahata kavuşturuluyor.

Öyle sanıyorum ki bu reklamı izleyenlerin yüzde doksanından çoğu, bir mikserden fazlasını alamayan bu adamın, aldığı parayı, faiziyle birlikte nasıl geri ödeyebileceğini düşünmüyor. Düşünecek gibi de görünmüyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.