Ana içeriğe atla

Kim Uğraşacak Şimdi

Her insanın hayattan beklentisi farklıdır. Zaten bunun sonucunda dünyada bir denge vardır. Kimisinin, "hayatta yapmam" dediği işi, bir diğeri severek yapmaktadır. Bazısı işinden nefret ettiği halde ondan vazgeçemezken, bazıları bir çok işi yapabileceği halde hiç çalışmamaktadır.

Tüm farklılıklara rağmen dünya herkes için döner. Asıl mesele kişinin dünyanın dönüşüne kapılıp kapılmamasında bence.

Ne mi demeye çalışıyorum? Bilindiği üzere insanda acayip bir gelecek korkusu var. Yarını için endişelenmeyi, içinde bulunduğu anı yaşamaya tercih eden insan, bu yüzden çok şey kaybedebiliyor. Herhangi bir kişi, iyi-kötü bir iş tutturdu mu, onu kaybetmeme korkusuyla yaşamaya devam ediyor. Hayallerini bir kenara bırakarak, boğazı için yaşamını huzurluca sürdürüyor.

Kimseye laf atmıyorum elbette. Taşımı en önce kendi kafama atıyorum. Fakat nasıl bir şeyse ağrısını hissetmiyorum. Ya da "ne yapabilirim ki" deyip öylece geçiyorum. Kısacık bir hayat yaşayacağımı, hayal ettiğim birçok şeyin içimde kalacağını biliyorum ama henüz fırsatım varken onlara ulaşmak için hiçbir şey yapmıyorum. Bazılarına "imkansız", bazılarına "çok zaman alır", bazılarınaysa, "kim uğraşacak" deyip kendimi kandırıyorum.

Bunun yanında bana verilmiş güzel güzel nimetler, kabiliyetler yok mu? Hah, işte onları da kullanmıyorum. Gözümü yukarılara, ulaşılamazlara diktiğim için önümdekileri göremiyorum. Tabiri caizse günden güne onları da köreltiyorum.

Kendime nasihatim: "İmkansız"ı bir kenara bırakmalı, "çok zaman alır"ı uzak hedef belirlemeli, önümdekilerin değerini bilip kullanarak "kim uğraşacak"a odaklanmalıyım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …