Ana içeriğe atla

İnanmıyorum; Biliyorum

Beraber yemek yediğimiz arkadaşlardan biri, burada yazmamın doğru olmayacağı bir konu hakkında, "falankesin bunu yaptığına inanmıyorsun değil mi" diye sordu bana. "Tabi ki inanmıyorum, biliyorum, çünkü gözlerimle gördüm" diye cevap verdim. 

İnanmak ve bilmek, birbirlerine zıt kavramlardır. İnsan bildiği şeye inanamaz, inandığı şeyi de bilemez. Eğer biliyorsa inanmasına gerek kalmaz çünkü zaten biliyordur. Eğer bir şeye inanıyorsa, o konudan emin değildir ki inanma ihtiyaca hissediyordur. 

Bakkala uğrayıp evine ekmek alan bir insan "poşetimde ekmek olduğuna inanıyorum" demez. Derse saçma olur. Çünkü ekmek gözlerinin önünde poşete konulup eline verilmiştir. O andan itibaren elindeki poşette ekmek olduğunu biliyordur. Bu kişi bu durumu şu sözlerle ifade eder: "Poşetimde ekmek var." Görüldüğü üzere ortada inanmakla ilgili bir durum yoktur çünkü kesin bir yargı söz konusudur. 

Bakkaldan ekmek alıp evine dönen insanın "poşetimde tereyağı olduğuna inanıyorum" demesi de saçmadır çünkü poşette sadece ekmeğin olduğunu, tereyağının olmadığını biliyordur. Onunla beraber sokakta oynayan çocuklar bile "biz poşette tereyağının olduğuna inanıyoruz" deseler yine bu gerçek olamaz, çünkü o poşette tereyağı yoktur. 

Aynı durum tüm inançlar için geçerlidir. İnanç dediğimiz şey gerçeklikten bir şey ifade etmez. Eğer bir konu inanılacak bir konumdaysa o şeyin gerçek olma ihtimali vardır ama asla kesin değildir. Eğer o şey kesinlik konumuna çıkarsa o zaman da inanç olmaktan çıkar. 

Biz Müslümanlar Allah'ın varlığına kayıtsız şartsız inanırız. Sadece biz değil tüm yedi milyar Allah'ın varlığına bizim inandığımız gibi inansa, bu yine gerçek olduğu anlamına gelmez. Çünkü Allah varsa zaten vardır, bizim inanmamız onun varlığına bir şey katmaz, (haşa) eğer yoksa zaten yoktur, bizim inanmamız onu var etmez. 

Sonuç olarak inanmak bizim için gayb sayılacak şeyler için geçerli olan, ihtimal barındıran bir kavramdır. Duygularımız, görmediğimiz, duymadığımız yerler, hatta bazen bir duvarın arkası; inanmak kavramını kullanabileceğimiz alanlardır. Buna karşılık kanıtlayabildiğimiz kavramlar inançtan çıkıp, daha kısa yargılara dönüşürler. Böylece bunlar için "inanıyorum" değil, "biliyorum" derizg. 

Yorumlar

  1. Bu yazıya göre "Allah'ın c.c. varlığına ve birliğine inanıyorum" cümlesi yanlış mı oluyor?
    "Allah'ın c.c. varlığını ve birliğini biliyorum" mu diyeceğiz. Fakat bunu bildiğimizi de söyleyemeyiz. Eğer bu bizim için bir gayb olmasaydı, hiç kafir olamazdı. İnanmak sözünü kullanmak bana daha doğru geliyor. Bu konu düşünmek ve konuşmak için tehlikeli gibi geldi bana.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah'ın varlığı ve birliği için bilmek değil inanmak denir. Bilinemez, ancak inanılır. Şu var ki bu inanış Müslüman için bilmekten daha sağlamdır. Öyle ki hiçbir bilgi bu derecede olamaz.

      Sil
    2. Ben de buna inanıyorum. İnsan bildiği pek çok şeyi yapamazken, ancak inandıklarını yapabiliyor.

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.