Kayıtlar

Mayıs, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Resim
General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.


Binali Abi ve Obama

Resim
Ulaştırmada bir eşi daha olmayan ama teknolojiden anlamadığı her halinden belli olan Binali abinin bir konuşmasına şahit olmuştum. "Bu teknolojik işleri çok kurcalamamak lazım" diyordu. Bunun üstüne onu ve Obama'yı karşılaştıran bir video hazırlanmıştı. Binali abi kurcalamayın derken Obama aksine, kurcalayın diyordu. "İnternetten uygulama indirmeyin demiyorum, indirin ama bir tane de siz yapın" diyordu.

Adamlar hiç durmuyor, hep yapıyorlar zaten. Bugün ellerimizden düşürmediğimiz aletleri onlar yaptı, sürekli açık tuttuğumuz web siteleri onlar yaptı. Buna rağmen hala "yapın, üretin" diyorlar. Çünkü büyük düşünüyorlar.

Biz ne yapıyoruz? Sadece kullanıyoruz. Kötü mü kullanıyoruz, hayır bu işte baya iyiyiz. Adamların satmak için bin bir yolla kilitlediği programlarını bedava kullanmakta üstümüze yok. Ne yapar ederiz, o programı çalmanın bir yolunu buluruz.

Lise yıllarımda tarih hocamız "Rönesans neden İtalya'dan çıktı" diye sormuştu. "…

4. TLÇK

Resim
Türkiye'de her yıl meğerse lisansüstü çalışmalar kongresi yapılıyormuş da bizim haberimiz yokmuş. Bu sene ev sahipliğini bizim üniversite hatta bizim fakülte yapınca konuyu tam anlamış oldum.

TLÇK, yani Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresinin dördüncüsü bu sene Dumlupınar Üniversitesinde yapıldı. 
Bana düşen görev diğer illerden gelen misafirlerin karşılanmasına yardım etmekti. Bu vesileyle birçok araştırmacıyla tanıştım, bazılarıyla sohbet etme imkanı buldum. Üç gün süren konferans boyunca kısa da olsa sohbetlerle araştırmacı arkadaşlardan bir şeyler kapmaya çalıştım. Yapılan oturumların bazılarına katılarak (hepsine katılmak imkansız) birbirinden değerli çalışmaların özetini birinci ağızdan dinledim.

Kongrenin detaylarına girmeyeceğim, merak eden TLÇK yazıp bakabilir. Ben daha çok şaşırdığım iki konudan bahsedeceğim. Birincisi gelen araştırmacılardan bazılarının söylediği, İlahiyatçıların hayatın gerçeklerinden uzak durdukları meselesi. Bu arkadaşların iddiasına göre biz hep …

Tüm İneklere

Resim
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Arapça dil eğitim aldık. Altı ay boyunca haftada altı saat ders gördük. Bizden istenen bu eğitim sonunda YDS'den 65 ve üzeri bir puan almaktı. Bunun için 80 sorudan en az 52 doğru yapmalıydık.

Hayatımda ilk defa ders boş geçiyor diye üzülen, kızan insanlar gördüm. Toplamda sekiz kişiydik ve bu sekizin altısı da inekti diyebilirim. Özellikle temsilci olarak seçtiğimiz arkadaş nefes almadan çalışıyordu. Tamam kabul ediyorum, sınav zordu, altı ay dil öğrenmek için kısa bir zamandı ama hayat bu kadar çalışmaya değmezdi.

Çalıştık, çabaladık, uğraştık. Son iki ayda, samimiyetimiz biraz artınca İstanbul'u biraz gezmek istedik. Gezdik de. Baya güzel vakit geçirdik ama temsilci arkadaşımız yüzümüze bile bakmadı. Teneffüs aralarında bile çalıştı.

Sonuç ne mi oldu. Sekiz kişiden beşi barajı geçti, üçü geçemedi. İşin ilginç yanı, ilk baştan beri temeli sağlam olan, hepimizden çok çok daha iyi grameri bilen (hatta bazı hocalardan da iyi biliyordu…

Dünyanın En Güzel Duygusu

Resim
Doktorlar ultrason cihazından fotoğraf yazdırıp "al babası" diye elime uzattıklarında hiçbir şey hissetmiyordum. Alışveriş yapıp minicik minicik elbiseler aldığımızda da hiçbir şey hissetmiyordum. Bende bir sorun mu vardı yoksa içime bir şeylerin ineceğini bekleyerek yanlış mı yapıyordum?
Bu yaşıma gelmiştim hemen hemen hiçbir çocuğu öpmemiştim. Pek sevmezdim de. En çok gıdıklardım falan yeğenlerimi. Acaba kendi çocuğumu sevecek miydim? 
Zorlu, çok zorlu bir doğum sürecinden sonra hemşire gelip "bebek doğdu, elbiselerini verin" deyince sevinçten ne yapacağımı bilemedim. Çocuğun doğmasına değil, daha çok eşimin kurtulmasına sevinmiştim. Hemşireden durumunun iyi olduğunu öğrenince de omzumdan büyük bir yükün kalktığını hissetmiştim. 
Sonra beni odaya çağırdılar. Bak bu senin çocuğun dediler. Baktım, hala hiçbir şey hissetmiyordum. O kadar küçüktü ki ağlayamıyordu bile. Fakat bence sadece bir çocuktu ve orada öylece yatıyordu. İçime gökten inmesini beklediğim sevgide…

Bana Gelen Çiçek

Resim
Telefonum çaldı, arayan memurumuzdu. "Hocam size bir hediye geldi." dedi. "Ben kendime sandım ama hüsrana uğradım, bugün doğum gününüz mü?" diye ekledi. Çok şaşırdım. Ne hediyesi olabilirdi ki? Alışveriş yaptığım sitelerden biri bana kıytırık bir şey göndermiş olmalıydı. Ya da bir yanlış anlaşılmaydı.

Az sonra odanın kapısı çalındı. Kapıda bir adam, elinde bir çiçek!... Çiçek mi? Çiçek mi dedim ben? Bana gelen bir çiçek!...

Ağzım açık kalmıştı. Ne yapacağımı bilemedim. Adam çiçeği elime tutuşturdu ve gitti. Ben hala yanlış anlaşılmadır diye çiçeğin kimden geldiğini anlamaya çalışıyordum. Açıkçası o an, yaşadığım anların gerçek olup olmadığını ayırt etmeye çalışmakla meşguldüm.

Küçük bir saksının içinde, uzun, iri pembe yapraklı, çok güzel kokan bir çiçek gelmişti bana. Saksının etrafı mor bir kağıtla kaplanmıştı. Sanırım güzel kokan o kağıttı.

Çiçeği sehpaya koydum. Üzerindeki kağıdı aldım, tekrar tekrar okudum.

Çiçek karşımda durduğu halde bilgisayarın başına otu…

Göz Neylesin

Resim
Göz inciye bakar, güzel sanır
Aşık yürek, taşı neylesin
İnci tozlanırsa yerinde kalır
Senin cemaline toz neylesin

Seni gören gafil, insan sanır
Melek görünmezse göz neylesin
Gözüyle bakan surette kalır
Nurun önümdeyken ışık neylesin

Benden Bana Selamlar

Resim
Blog yazmak harika bir şeymiş. Yıllar önce internetten para kazanmak için arayışlarda bulunurken blog yazmanın önemine değinen bir yazıya rastladığım için ne kadar şükretsem az. Aslında o yazıyı yazanı bulup ona teşekkür etsem daha iyi olurdu ama neyse işte...

Blogu ilk yazdığım zamanlarda sadece bir şeyler yazabilmek için yazıyordum. Sonradan, okuyanlar ve yorum yapanlar ortaya çıkınca durum daha da güzelleşti. Fakat şimdi fark ediyorum ki ne yazmış olmak ne de okunup yorumlanmakmış mesele; mesele kendi değişimine şahit olabilmekmiş.

Yıllar önceki yazılarıma baktığım zaman ne gibi değişiklikler geçirdiğimi görebiliyorum. O zamanki bazı düşüncelerime gülüyor, bazılarına "vay be" diyor, bazılarını okuyunca da kendime küfrediyorum. Fakat her şeye rağmen geçirdiğim evrelerin farkına varabiliyorum.

Keşke imkanım olsaydı da daha çok yazabilseydim. Keşke her gün en az bir yazı karalayabilseydim. Böylece günlük hayatımı sonraki günlerime saklayabilirdim.

Bugünden sonra daha az vak…