Ana içeriğe atla

Benden Bana Selamlar

Blog yazmak harika bir şeymiş. Yıllar önce internetten para kazanmak için arayışlarda bulunurken blog yazmanın önemine değinen bir yazıya rastladığım için ne kadar şükretsem az. Aslında o yazıyı yazanı bulup ona teşekkür etsem daha iyi olurdu ama neyse işte...

Blogu ilk yazdığım zamanlarda sadece bir şeyler yazabilmek için yazıyordum. Sonradan, okuyanlar ve yorum yapanlar ortaya çıkınca durum daha da güzelleşti. Fakat şimdi fark ediyorum ki ne yazmış olmak ne de okunup yorumlanmakmış mesele; mesele kendi değişimine şahit olabilmekmiş.

Yıllar önceki yazılarıma baktığım zaman ne gibi değişiklikler geçirdiğimi görebiliyorum. O zamanki bazı düşüncelerime gülüyor, bazılarına "vay be" diyor, bazılarını okuyunca da kendime küfrediyorum. Fakat her şeye rağmen geçirdiğim evrelerin farkına varabiliyorum.

Keşke imkanım olsaydı da daha çok yazabilseydim. Keşke her gün en az bir yazı karalayabilseydim. Böylece günlük hayatımı sonraki günlerime saklayabilirdim.

Bugünden sonra daha az vaktim olacak ve daha az yazacağım fakat elimden geldiğimce hayatımın bu dönemindeki "ben"i sonraki yıllarıma taşımaya gayret edeceğim.

"Ben"den bana selamlar...

Yorumlar

  1. Nerelere kayboldun Yusuf hocam?.. Senden heves ettim buralara geldim ama seni göremez olduk :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç sorma hocam, altı aydır dil kursundaydım, hayattan soyutlanmıştım. Ev taşıma falan da derken hayat çok meşgul etti beni.

      Sil
    2. Allah kolaylık versin hocam...

      Sil
  2. sendeki o değişimi biz de görebiliyoruz, en azından evlenip barklanıp koca adam olduğunu kestirdik mesela :)


    Selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar belli oluyor mu? :)

      Aleyküm selamlar...

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.