Ana içeriğe atla

Kütahya'dan Zafer Hava Limanına Nasıl Gidilir

Zafer Hava Limanı Kütahya sınırları içinde ama Kütahya, Afyon ve Uşak için ortak kullanılmak üzere tasarlanmış bölgesel bir hava limanı. Kütahya'nın Altıntaş ilçesine yakın, Kütahya merkeze yaklaşık 45 km uzaklıkta.

Bildiğim kadarıyla bu hava alanından sabah 7:00 civarında bir uçak kalkıyor ve gece 23:55'te bir uçak iniyor. Türkiye'nin herhangi bir bölgesine yapılan uçuşlar, bu uçaklarla İstanbul üzerinden aktarmalı olarak yapılıyor.

Kütahya'dan ayrılmak istediğinizde, sabah erken saatte servis ile merkezden hava alanına ulaşabiliyorsunuz. Kütahya'ya geldiğinizde de servis sizi Kütahya merkeze bırakıyor. Otogara uğrayıp Hilton Otelinin önüne kadar geziyor. (Kişi başı 8 TL)

Buraya kadar her şey normal. Fakat diyelim ki Kütahya'ya bir misafiriniz gelecek ve onu hava alanında karşılamak istiyorsunuz, bunu nasıl yapacaksınız? Gece gelecek uçak için şehirden servis kalktığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Servis sadece sabah gidiyor, gece uçak inince de geliyor. (Bu arada uçaktan inince çok oyalanmayın, sizi beklemeden gidebilir.)

Çözüm yok mu? Tabi ki var. Dediğim gibi hava limanı Altıntaş'a çok yakın ve hava alanının önünden Altıntaş otobüsleri geçiyor. Kütahya merkezden Altıntaş'a giden son otobüs saat 21:00'de. Siz tahmini olarak 22:00 gibi hava alanında olacaksınız. İki saat bomboş salonda bekleyeceksiniz ama yapacak bir şey yok.

Altıntaş otobüsleri eski otogarın karşısından kalkıyor. Eski otogarın oralarda sorarsanız gösterirler. Yol ücreti 7 lira ama hava limanının kapısına bırakılmak istiyorsanız 10 lira alıyorlar. Ya da 2 km yürümek zorunda kalıyorsunuz. Hava alanının kapısından içeriye kadar da baya yürüyeceksiniz ama ne yapalım, az yeyip kendinize araba alsaydınız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.