Ana içeriğe atla

Dil Öğrenmek Önemli

Bizim hocalardan biri hacca gitmiş. Hacılardan biri ona:
- Arapça var mı diye sormuş, bizim hoca
- Yok demiş;
- İngilizce?
- Yok.
- Farsça?
- Yok.
- Urduca?
- Yok.
- Türk müsün?
- Evet. Şeklinde bir konuşma geçmiş aralarında.

Biz dil çalışmayı, öğrenmeyi sevmiyoruz. Cem Yılmaz'ın da dediği gibi, hepimiz İngilizce biliyoruz ama aslında hiçbirimiz bilmiyoruz. Dile başlayacağım diye kapıyı pencereyi öğreniyoruz, ardından zor diye bırakıp boş işlerle vakit harcıyoruz.

Halbuki yabancı dil dediğin hem yeni kültürlerle tanışmanın, ufkun açılmasının yolu hem de geleceğin maddi yönden garanti altına alınması. Dünyanın merkezi sayılabilecek bir yerde bulunduğumuz düşünüldüğünde, farklı dil bilenlere ne kadar ihtiyaç olduğunu anlayabiliriz.

Dediğim gibi farklı dil bilmek önemli. Herkes İngilizce bilmek ister ama bence artık İngilizce yabancı dil bile değil. İşe yarayacak bir dil öğrenmek istiyorsanız farklı dillere yönelmelisiniz. Örneğin Rusça; olmadı Çince, İtalyanca, İspanyolca... İran'a ambargo kalkarsa Farsça'nın ne kadar değerli olacağını düşünün.

Elin İngiliz'i araştırma yapmış, geleceğin on dilini belirlemiş ve eğitim programını ona göre şekillendirmeye çalışıyormuş. Bakın İngiliz diyorum. Dünya benim dilimi konuşuyor, ne öğreteceğim çocuklarıma demiyor, onlara İspanyolca, Arapça, Türkçe öğretiyor.

Evet yanlış duymadınız, Türkçe dedim. Çünkü İngilizlerin araştırmasına göre geleceğinin on dilinin dokuzuncusu Türkçe. Bunun dedim diye zaten biliyoruz, başka dile ne gerek var demeyesiniz sakın.

Yorumlar

  1. Türkçe'yi biliyor muyuz? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dil bilmeyince türk müsün komik olmuş

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …