Ana içeriğe atla

Ne Kadar Değişeceğim

Araştırma görevlisi olduktan sonra pek bir şey yazmadım bloga. Artık pek vakit bulamıyorum. Hem yazacak pek bir şey de bulamıyorum. Ne bileyim sanki artık günlük tarzı bir şey yazmayı doğru bulmadım. Hep ciddi, resim eklenmiş yazılar yazmak da çok vaktimi aldığından uzak durdum.

Geçenlerde benden daha tecrübeli bir arkadaş "Kesinlikle günlük yazmak lazım." dedi. Benim kafama yattı bu. Hem şu an tez yazdığımdan yazı yazmak bana çok gerekliydi. Ne yapayım ne edeyim derken yeni bir blog açmayı düşündüm. Bu kez acaba blogger olmasa mı derken aklıma tumblr geldi. Biraz baktım, bu iş için çok yanlış olduğunu gördüm. Sonra wordpress'e baktım. Gerçekten güzelmiş. Çok fazla teması var ve bazı ayarları blogger'dan daha kullanışlı.

Wordpress'te bir blog açtım. Beş tane yazı yazdıktan sonra "Neden eski blogumda yazmıyorum ki?" diye sordum kendime. Emektar blogumu bırakıp yeni bir blogta yazmak isabetli bir karar mıydı? Ne yani araştırma görevlisi oldum diye geçmişteki beni hor mu görüyordum yoksa?

Bilmiyorum. Belki de araştırma görevlisi olduktan sonraki hayatımı öncekinden farklı gördüm. Sonuçta sadece işim değişmedi. Yaşam biçimimin yanı sıra yaşadığım yer de değişti.

Neyse, an itibariyle bundan sonra hep eski blogumda yazmaya karar vermiş bulunuyorum. Oradaki beş yazıyı da buraya alacağım. Birkaç değişiklik yapabilirim: Yeni kategoriler oluştururum, yazıların çoğunu artık resimsiz yayımlarım ve çok fazla işe yaramaz günlük yazarım.

Nasıl olacaksa da burası benim blogum ve ben yine benim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.