Ana içeriğe atla

Beyin Göçü

Birkaç yıl önce bir lisede vekil öğretmenlik yapma şansı edindim. Haftada sadece 8 derse giriyordum. Müdür yardımcılarından biri benim liseden sınıf arkadaşım çıkınca teneffüslerde okulun sorunlarını dinleyebiliyordum.

Arkadaşımın anlattığına göre artık liselerin çoğu, ya da hemen hemen tamamı anadolu lisesi olduklarından, okullara sınavla yerleştirme yapılıyormuş. Bu nedenle isteyen istediği liseye gidemiyormuş. Tabi hemen hemen hiçbir okula yerleşemeyen öğrencilerin dışarıda kalmaması için onların da bazı okullara yerleştirilmesi gerekiyormuş ki benim görev yaptığım okul bu okullardan biriydi. Okulun durumu o kadar kötüydü ki, okuma yazma bilmeyen öğrencisi bile vardı.

Bunu neden anlattım: Neval Çam adında bir lise öğrencisi (bkz. resim) işaret dilini tercüme eden bir yazılım geliştirmiş ve bunun sonucunda Stanford üniversitesine tam burslu olarak kabul edilmiş.

Bir yandan çok güzel bir haber ama diğer yandan üzücü. Sanki her bir şeyler üreten öğrencimiz bir şekilde başka bir ülkeye götürülüyor. Bu yüzden kendimi yukarıda anlattığım liseye benzeyen bir ülkede hissediyorum ve nasıl büyüyeceğimizi çok merak ediyorum.

Yorumlar

  1. Eğitim sistemimiz kötü klişesine girmek istemiyorum ama cidden berbat şimdi birçok lisenin durumu. Neval Çam gibi öğrenciler hep var olsun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duaya "gitmesinler" eklentisi yapmak lazım ama acaba gitmeseler değerleri bilinecek mi?

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …